Bankalar – Kredi Başvurusu – Kredi Hesaplama – Faiz Oranları – Kredi

2020’de bu işleri yapan köşeyi dönecek!

08.12.2019
350
2020’de bu işleri yapan köşeyi dönecek!

Trabzon hurması yetiştirebilirsiniz
Halk arasında ‘Trabzon hurması’ olarak bilinen aynı zamanda Japon elması olarak da anılan bu hurma çeşidi, son yıllarda halk arasında oldukça tüketilmeye başlandı. Domatesi andıran görüntüsüyle diğer hurmalardan ayrılan Trabzon hurması, en rahat Akdeniz ikliminde yetişiyor. Bu hurmanın en avantajlı özelliği ise ekiminde kullanılan toprak türünün önemli olmaması. Darende Kaymakamlığı Ziraat Mühendisi İlker Bıçakçı, bugüne kadar hiçbir üreticinin bu ürünle ilgili sorun yaşamadığına dikkat çekiyor. Halk arasında da ürünün oldukça talep gördüğünü ifade eden Bıçakçı, “Ekim için en uygun yerler, Hatay, Antakya, Mersin ve Malatya. 3’üncü yılın sonunda meyvesini vermeye başlıyor, 5’inci yılın sonunda ise ağaçlar ortalama verime kavuşuyor” diyor.

Avrupa altın çilek bekliyor
Başbakan Tayyip Erdoğan alırken görüntülenince kilosu o günlerde 90 liraya kadar çıkan altın çilek, yasadışı üretilen bazı hapların ölümcül sonuçlara neden olduğu söylentileri üzerine zor günler yaşasa da yine de tüketici tarafından oldukça talep gören bir ürün. Bol lifli olması nedeniyle zayıflamaya yardımcı olduğu ifade edilen altın çilek, yüksek C vitamini özelliğiyle de dikkat çekiyor. Seralar ya da açık alanlarda bu çilek yetiştirilebiliyor. Özellikle Mersin ve Antalya civarının bu ürün için en uygun yetişme alanları olduğu ifade ediliyor. Bu işe hobi olarak başlayan ancak daha sonra üretime geçen Murat Akkoç, “Hobi olarak başladığım bu işte altı ayda 2 bin tonluk üretime ulaştım. Daha sonra ürünü büyük marketlere pazarladım” diyor. Bu iş modeli için bir dönümlük bir bahçe yeterli. Bin fide için bin TL yatırım yapılması gerekiyor. Bu ürün, meyve-sebze hallerinin yanı sıra marketlere de pazarlanabilir. Ayrıca ürün için Hollanda, Almanya, Fransa gibi AB ülkelerinde de talep olduğu ifade ediliyor.

İstiridye mantarında fırsat var
Türkiye’de tarım sektöründe yeni bir yer bulmaya başlayan istiridye mantarı da girişimciler için de fırsat sözkonusu. Avrupa’da 1900’lü yılların başında kültür altında üretimi yapılan, Uzakdoğu’da ölümsüzlük mantarı çeşitlerinden biri olan istiridye mantarı, dünyada beyaz kültür mantarından sonra en çok satılan 2’nci ürün olarak ifade ediliyor. Türkiye’de bu mantarın tüketimi henüz Avrupa’nın 40’ta biri kadar olsa da her yıl artan bir tüketim söz konusu. İstiridye mantarının tamamen doğal şartlarda üretildiğini ve bu nedenle talep gördüğünü söyleyen Marmara Mantar Genel Müdür Yardımcısı Halil Soyhan, bu mantarın izolasyonlu çatı katlarında ya da bodrum katlarında klima olması koşuluyla rahatlıkla yetiştirilebildiğini ifade ediyor.

Ponny çiftlikleri kurabilirsiniz
Daha çok sirklerde görmeye alıştığımız minyatür at çeşitlerinden ponny yetiştiriciliği henüz Türkiye’de yaygın değil. Zira Türkiye’nin iklimi bu atların yetiştiriciliğini yapmak için oldukça uygun. En küçüklerinin boyu sadece 42 cm, kiloları ise 20-60 arasında değişiyor. Daha çok ABD, Arjantin ve İngiltere başta olmak üzere çok sayıda ülkede özel çiftlikleri bulunuyor. ABD dışında henüz pet shop’lara girmeseler de alıcılar doğrudan onların yetiştirildiği çiftliklere ulaşıyor. Meral Sultan Harası Müdürü Hasan Güner, özellikle erken yaşta atçılığa başlayan çocuklar için bu atların binicilik öğrenimi açısından ideal olduğunu vurguluyor. Atların genelde Hollanda, Belçika, Fransa gibi ülkelerden ihraç edildiğini belirten Güner, bu iş modelinin henüz Türkiye’de olmadığını ancak böyle bir girişimin yapılması durumunda ilgi uyandıracağını ifade ediyor. Ponny’lerin fiyatı 5 bin Euro’dan başlıyor. Güner, atların genellikle eğitimli olarak geldiğini söyleyerek, “Bir adet erkek, üç adet dişi Ponny alarak bu işe başlayabilir, atları kendiniz üretebilirsiniz. Bunun için altı ahırlık bir alan ilk etapta yeterli” diyor.




 



Çekirdeksiz limon üretebilirsiniz
Mersin’e bağlı Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu Müdürlüğü uzun çalışmalar sonucunda, çekirdeksiz limon üretti. Dokuz ay tazeliğini koruyan ve çekirdeksiz olan bu limonlar, girişimciler için farklı bir iş modeli olabilir. Ürünü tescilinin yapıldığını söyleyen müdürlüğün proje sorumlusu Güçer Kafa, “Dünya standartlarına göre bir ürün ürettik. Uzun süre muhafaza edilebildiği için ürünün ihracat açısından da avantajı var” diyor. Projeyi ABD’li bir firmanın yakından takip ettiğini ve şu aşamada karantina testleri yaptığını belirten Kafa, aynı projeyle Güney Afrikalı bir şirketin de ilgilendiğini ifade ediyor. Ürünü 2013 yılı sonuna kadar üreticilere sunacaklarını söyleyen Kafa, “Çekirdeksiz limon, en büyük rakibimiz İspanya ve Arjantin’le olan rekabet gücümüzü artıracak. Biz ‘küt diken’ dediğimiz en iyi limon çeşidini çekirdeksiz hale getirdik. Bu da ihracatta üreticiye avantaj sağlayacak” diyor. Mersin’e bağlı Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu Müdürlüğü uzun çalışmalar sonucunda, çekirdeksiz limon üretti. Dokuz ay tazeliğini koruyan ve çekirdeksiz olan bu limonlar, girişimciler için farklı bir iş modeli olabilir. Ürünü tescilinin yapıldığını söyleyen müdürlüğün proje sorumlusu Güçer Kafa, “Dünya standartlarına göre bir ürün ürettik. Uzun süre muhafaza edilebildiği için ürünün ihracat açısından da avantajı var” diyor. Projeyi ABD’li bir firmanın yakından takip ettiğini ve şu aşamada karantina testleri yaptığını belirten Kafa, aynı projeyle Güney Afrikalı bir şirketin de ilgilendiğini ifade ediyor. Ürünü 2013 yılı sonuna kadar üreticilere sunacaklarını söyleyen Kafa, “Çekirdeksiz limon, en büyük rakibimiz İspanya ve Arjantin’le olan rekabet gücümüzü artıracak. Biz ‘küt diken’ dediğimiz en iyi limon çeşidini çekirdeksiz hale getirdik. Bu da ihracatta üreticiye avantaj sağlayacak” diyor.




Benzer İçerik  İşyeri Açmak için Yapılması Gerekenler Nelerdir?, İşyeri Açmak İçin Gerekli Evraklar 2020 GÜNCEL BELGELER

 



Bakir bir pazar: İstiridye yetiştiriciliği
İstiridye, gurme restoranlarda ve balıkçı tezgahlarında aranan bir deniz ürünü olarak biliniyor. Lüks segmentine giren bu ürünün en önemli özelliği ise besleyici özelliği olması. İstiridye için birçok ülkeden büyük bir talep var. Eşeyli üreme özelliğine sahip istiridyelerde döl verimi oldukça yüksek. Örneğin bazı türlerden birey başına, üreme mevsimi boyunca, 100 milyon yumurta almak mümkün. İstiridye yetiştiriciliği, balık çiftliklerindeki sisteme benzerlik gösteriyor. Yani yavrular kuluçkahanelerde üretiliyor. Rotifer Su Ürünleri’nin sahibi Prof. Dr. Atilla Alpaz, Türkiye’de Marmara ve Ege bölgesinin istiridye yetiştiriciliği oldukça uygun olduğunu ancak henüz bu alanda bir Pazar oluşmadığına dikkat çekiyor. Deniz kenarında kapalı bir tesis kurularak bu işe adım atılabileceğini ve bunun maliyetinin de 500 ile 600 bin TL arasında değişebileceğini ifade eden Alpaz, “Geleceği oldukça parlak bir alan. Ayrıca yurtdışı pazarlarda da bu ürün kendisine oldukça kolay yer bulabilir” diyor.




 



Organik sütten sonra ayranı da yaptılar
Türkiye’de organik ürünlere olan talep bu alanda yeni ürünleri de beraberinde getiriyor. Organik sütten sonra şimdi de Tire Süt Kooperatifi organik ayranı piyasaya sundu. Tamamen organik sütten elde edilen organik ayranlar, İstanbul, Ankara ve İzmir’de Migros, Tansaş ve Kipa hipermarketlerinin yanı sıra, İzmir’de Pehlivanoğlu süpermarketlerinde satışa sunuldu. Organik ayranın kısa bir süre önce piyasaya sunulmasına karşın oldukça beğenildiğini söyleyen Tire Süt Kooperatifi Basın Danışmanı Koray Hoylu, “Tüketice doğal ürünlere bir dönüş var. Şimdi otellerden de teklifler almaya başladık. Tire Süt Kooperatifleri olarak ayrıca bayilik veriyoruz. Süt, ayran, sucuk ve Tire köfteden oluşan bu konsept girişimciler için yeni bir iş modeli oluşturabilir” diyor. Cam şişede litrelik olarak satışa sunulan organik ayranın satış fiyatı ise 3.15 TL.




 



Suda domatesle yüksek verim
Suda domates üretimi aslında boru üretimi yapan ve Mir Holding çatısı altında faaliyet gösteren Dizayn Grup’un bir projesi… Topraksız tarım uygulaması alanında geliştirilen teknikle, bir kilo domates üretimi için damla sulama yöntemiyle tüketilen 60 litre su miktarı altı litreye düşürüldü. Bu üretim tekniğinde bitkinin kök bölgesindeki besinlere 60’ın üzerinde optimizasyon yapılıyor. Suyun debisi, Ph değeri irdeleniyor. Ekolojik Tarım Sera Müdürü İlker Genç, suda domates yetiştiriciliğiyle herhangi bir domates cinsinden iki buçuk kat daha fazla verim alındığını belirtiyor. Bu yöntemle yapılan yetiştiricilikte dönüm başına 65 ile 80 ton arasında verim alınabildiğini kaydeden, “Anahtar teslim seralar kuruyoruz. Fide, gübre, ilaç, ambalaj gibi her türlü ihtiyacı biz tedarik ediyoruz. Maliyeti dönüm başı 105 bin Euro. 3 ile 5 yıl arasında yatırımın geri dönüşü alınıyor.




 



Tüketici organik bal arıyor
Türkiye, bal üretiminde dünyanın sayılı doğal üretim alanlarına sahip. Özellikle Toroslar ve Doğu Anadolu’nun yüksek yaylarından elde edilen ballar kalitesiyle, Doğu Karadeniz’deki ballar ise tıbbi nitelikleriyle öne çıkıyor. Son yıllarda organik bala olan talepteki artış dikkat çekici. Özellikle son günlerde yaşanan sahte bal krizinin ardından tüketicinin ‘en doğal’a olan yönelişi de bu noktada girişimciler için fırsatlar yaratıyor. Gebze Bal Üreticileri Birliği Başkanı Kadir Gürkan, organik bal üretimi için yerleşim yerlerine en az 5 kilometre uzaklıkta bir alana, kimyasal boya içermeyen peteklere ihtiyaç olduğunu söylüyor. Organik bal üreticisi olmak için en 2-3 yıl sürekli denetimlerden sonra organik üretim sertifikası alınması gerekiyor. Gürkan, özellikle İstanbul’un Şile ilçesi ile Çankırı’nın Çerkeş yaylarının üretim için uygun olduğunu vurguluyor. Bir kovanın maliyeti 250 ile 300 TL arasında değişiyor. Minimum 200 ile 300 kovan alınması gerekiyor. Bir kovanın toplam yıllık üretimi ise 18 ile 30 kilogram arasında değişiyor. Normal balın kilogramı 25 ile 30 TL arasında satılırken, bu rakam organikte 150 ile 200 TL arasında değişiyor.




 



Maliyetsiz bir ürün: Dikenli incir
Kendiliğinden doğada yetişen, kaktüsgillerden bir bitkinin meyvesi olan dikenli incir, Mersin’in Tarsus İlçesi’ndeki köylülerin önemli geçim kaynaklarından birisi haline geldi. Türkiye’nin hemen hemen her yöresinde görülen ancak, Akdeniz ve Ege’de daha sık rastlanan yabani bir bitki olan dikenli incir, halk arasında ‘Frenk inciri’, ‘Frenk yemişi’ olarak da biliniyor. Kıraç alanlarda, kurak ve kireçli topraklarda yetişen, ana vatanı ise Güney Afrika olan dikenli incirin Tarsus’a bağlı köylerde hasadı yapılıyor. Yıllık ise 150 bin ton civarında toplanıyor. Tarsus Ziraat Odası Başkanı Ali Gezer, “Dikenli incir kırsal kesimlerde yol kenarlarında bile kendiliğinden yetişiyor. Köylüye de sadece toplayıp satmak kalıyor” diyor. Köylüden 20 kilogramlık sandık 12-13 TL’den alınan bu ürün, 60 TL’den alıcı buluyor. Dikenli incir için özellikle Fransa’dan talep aldıklarını ifade eden Gezer,” “Ayrıca Hacettepe Üniversitesi ile yürüttüğümüz bir projeyle bu ürünü ilaç sektörüne de kazandırmayı hedefliyoruz” diyor.


Benzer İçerik  Kaymakamlık Öğrenci Yardım Parası, Öğrencilere Para Yardımı 821 TL. 2020-2021 Dönem Başvurusu

Solucan gübresi yapabilirsiniz
Solucan gübresi, 50 yılı aşkın bir süredir ABD başta olmak üzere Avrupa’da ve dünyanın birçok başka ülkesinde üretiliyor. Her tür meyve, sebze, ağaç ve bitki türlerinin yetiştirilmesinde de yaygın olarak kullanılıyor. Bu solucanlara besin maddesi olarak verilen organik olarak yetiştirilen büyükbaş hayvan dışkılarını, organik bitkisel menşeli atıkları ve geri dönüşümde kullanılabilir nitelikte evsel ve kâğıt atıklarını, kısa süre içerisinde dönüştürmek sureti ile oluşturdukları gübre, yüksek kalitede bir gübre. Bu anlamda iş fikri oluşturmuş girişimciler var. Örneğin, İstanbul ve Antalya’da bu anlamda kurulmuş solucan gübresi üretim tesisleri var. Siz tesis kurmasanız bile bu işe kompost kutular alarak başlayabilirsiniz. Bu kutular sayesinde, evlerinizden çöp olarak atılan sebze, meyve kabuk ve posaları, yumurta kabukları gibi değerli organik atıkları değerlendirerek, yüksek kalitede yüzde 100 organik solucan gübresine dönüştürebilirsiniz. Hatta bunu yaşadığınız mahalleye yayarak, işinizi büyütebilirsiniz. Günlük 250 gramlık evsel atık, 500 solucanla gübre haline dönüştürülebiliyor. Gübrelerin kilogramı ise 2 TL’den satılıyor. Kutuların fiyatı 250 ile 550 lira arasında değişiyor.




 



Zahmetsiz ve pahalı bir ürün: Tatlı patates
Manavlarda kilogramı 15-20 liradan satılan tatlı patates, Türkiye’de henüz çok yaygın değil. Oysaki en az normal patates kadar zahmetsiz yetişiyor. Tek farkı ise tatlı patatesin daha sıcak iklimlerde yetişiyor olması. Türkiye’de tatlı patatesin sadece Hatay’da yetiştirildiğini söyleyen Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Emin Çalışkan, ürünün yüksek gelir sağladığına dikkat çekiyor. Üniversite olarak laboratuvarda ürünün hastalıklı genini temizlediklerini ve verimli hale getirdiklerini belirten Çalışkan,” 3-5 yıl içerisinde bu ürüne olan talep artacak.




 



ABD’nin yeni trendi: Kalamata zeytini
Sandviç ve kanapelerin vazgeçilmezleri arasına giren kalamata zeytini, son zamanlarda oldukça revaçta. Özellikle ABD’de oldukça moda olan kalamata zeytini, Avrupa’da da çok tüketiliyor. Türkiye’de iri olması nedeniyle ‘eşek zeytini’ adı verilen bu tür, normal zeytinin iki katı büyüklüğünde. Ödemiş, Tire ve Akhisar yörelerinde yetişen bu zeytin, adı Yunanistan’ın Kalamata yöresinden geliyor. Bu zeytin sirkeyle terbiye ediliyor ve mayalanıyor. Tadı ise turşuya benziyor. Bu zeytinin aynı zamanda iyi bir hiraç ürünü olduğunu söyleyen Hisar Zeytincilik Gıda Mühendisi Kemal Cengiz, “Özellikle ABD, Türkiye’den her yıl 5 bin ton kalamata zeytini ihracatı yapıyor. Ancak üretim hala yetersiz” diyor. Bu zeytinin yetiştiriciliğinin yanı sıra değişik ambalajlarda pazarlamasının da yapılabileceğini kaydeden Cengiz, yaklaşık 700 bin TL’lik yatırımla, 200 adet zeytin tankı alınabileceğini ve zeytin kilogramının 2,5 liradan satılabileceğini ifade ediyor.




 



Kaktüsten yapılan doğal şurup
Agave şurubunu son zamanlarda yemek ve özellikle tatlı tariflerinde daha sık duymaya başladık. Aslında agave şurubu, agave kaktüsünden elde edilen doğal bir tatlandırıcı. Agave kaktüsü aynı zamanda tekila içkisinin de elde edildiği bir bitki. Şurup ise kaktüsün içindeki sıvı. Bu sıvı, beyaz şekere göre yüzde 25 daha tatlı olduğundan, daha az kullanılması yeterli oluyor. Bir diğer özelliğinin ise vücut tarafından daha kolay metabolizma edilmesi yani kan şekerini daha az yükseltmesi olarak ifade ediliyor. Kıvam ve renk olarak bala benzeyen bu şurup, Türkiye’ye The LifeCo firması tarafından getiriliyor. The LifeCo’nun kurucusu Ersin Pamuksüzer, ürünün özellikle ABD ve Avrupa’da oldukça fazla tüketildiğini ancak Türkiye’de yeni yeni tanınmaya başladığını ifade ediyor. Eczane, aktar ve marketlerde rahatlıkla satışı yapılabilecek bu ürünün bayiliğini yapabilirsiniz. Agave şurubunun fiyatı ise 19 ile 195 lira arasında değişiyor.




 



Portakal kabuklarını toplayabilirsiniz
Adana ve Osmaniye çevresi ile narenciye üretiminin yoğun yapıldığı yörelerde, üreticiler, kurutulmuş portakal kabuğu satarak para kazanıyor. Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde portakal kilosu bahçede 30 kuruştan, kurutulmuş kabuğu ise 2 TL’den satılıyor. Gıda, kozmetik, ilaç sanayi gibi sektörlerde ham madde olarak kullanılan portakalın kabuğunun yurt içi piyasa da alıcı bulduğu gibi Almanya, Fransa ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerine de ihraç ediliyor. Her yıl aralık ayında başlayan bu iş mayıs sonuna kadar devam ediyor. Portakal kabuğunu iki şekilde toplanıyor. Birincisi mahallelerden portakal kabuklarını birilerini toplattırabilirsiniz. İkincisi ise portakalı siz satın alıp kabuğunu soydurabilirsiniz. Üç gün güneşte kurutulan portakal kabuğu daha sonra çöpünden ve çürümüş kabuklardan temizleniyor. Sonra kabukları çuvallara doldurarak sevkiyata hazır hale getiriliyor.




Benzer İçerik  Kadın Çiftçi Destek Projeleri Nelerdir?, Kadın Çiftçilere Yönelik Projeler 2020 Yılı Destekleri

 



Su piresi üretebilirsiniz
Su pireleri, akvaryum yetiştiriciliğinde en çok kullanılan canlı yemlerden biri. Genel olarak su birikintilerinde su sıcaklığının 15 derece ile 22 derece arasında olduğu ortamlarda bol olarak ürüyorlar. Ülkemizde bu gibi yerden toplanan su pirelerini mevsiminde akvaryumculardan satın almak mümkün. Üretilen su pireleri kaliteli ve besin değerleri yüksek ise piyasadaki balık yemi tedarikçileri ve akvaryum balıkçılığı ile ilgilenenler tarafından rağbet görüyor. Bu konuda bir girişim yapan Nilgün Ertürk, su pirelerinin bakteri barındırmaması ve suyu temizleme özelliği nedeniyle akvaryumcular tarafından tercih edildiğini söylüyor. Üretimi üç adet küçük havuzda yaptığını belirten Ertürk, “Bir poşet su piresini 5 TL’den satmak mümkün. Üretiminize bağlı olarak ayda minimum 200 TL kazanç sağlamak mümkün” diyor.

Süs bitkileri ihracatı artıyor
Süs bitkileri sektörü 2011 yılında ihracatta yeni bir rekora imza attı. Türkiye süs bitkileri ihracatı geçtiğimiz yıl yüzde 36 artarak 76.3 milyon dolara ulaştı. Sektör devamlı büyüme trendi içerisinde. Zira sektörün önemli üreticilerden olan İtalya, İspanya gibi rakip ülkelerin yüksek üretim maliyetleri nedeniyle üretimi bırakmaları da Türkiye için bir avantaj sunuyor. Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Osman Bağdatlıoğlu, canlı bitki ve peyzaj ürünleri üretim ve ihracatının giderek önem kazandığını söylüyor. Bu ürünlerin üretimi ve yatırımının önümüzdeki dönemde ihracat açısından gelecek vaat ettiğini belirten Bağdatlıoğlu, şöyle devam ediyor: “İhracatta özellikle canlı bitkiler önemli artış kaydediyor. Bu ürün grubunda Türkmenistan, Irak, Azerbaycan ve Özbekistan gibi pazarlarda ihracatımız artıyor. Ayrıca kesme çiçekte karanfil ve gerbera en çok ihraç edilen türler. Bu türleri, krizantem, lilium, lisianthus, anemone ve yeşillikler izliyor. Hazır buketler de ihracatta önem kazanıyor.”




 



Kahvaltı ürünleri dükkanı açabilirsiniz
Özellikle organize sanayi bölgeleri, fabrika ve iş merkezlerinin yoğun olduğu bölgelerde kahvaltı ciddi bir sorun. Bunun nedeni işlek caddelere nazaran bu bölgelerde bu yöndeki kahvaltı yapılacak mekanların yetersiz olması. Bu anlamda Seyidoğlu, kahvaltı büfeleri kurmaya başladı. Peynir, zeytin reçel, tereyağı, domates, salatalık gibi temel kahvaltılıkları vakumlayarak tek tabakta bir araya getiriyor ve günlük taze olarak tüketiciye sunuyor. Örneğin bu kahvaltı menüsünü alıp çantanızda veya arabanızda kolaylıkla taşıyabilir, istediğiniz yerde kahvaltınızı yapabilirsiniz. Seyidoğlu Genel Müdürü Mehmet Göksu, bu konuda franchising verdiklerini söyleyerek, “20 bin dolar franchise giriş bedeli alıyoruz. Tüm mimari konsept ve mağaza demirbaşları için de 60 bin TL yatırım gerekiyor. Biz anahtar teslimi mağazalar sunuyoruz. Yatırımcı ilk sekiz ayda tüm maliyeti amorti edip kara geçebiliyor” diyor.




 



Yaşlanan Türkiye’ye yeni girişimler gerekiyor
Avrupa ülkeleri arasında en genç nüfusa sahip olan Türkiye de giderek yaşlanan ülkeler arasına girmeye başladı. Zira şu anda 60 yaş üzeri 6 milyon kişinin bulunduğu nüfusun 2050 yılında 17 milyona ulaşması öngörülüyor. Bu durum kendi içinde bir yaşlı ekonomisini de yaratacak kuşkusuz. Bu potansiyeli gören şirketler, Türkiye’ye yatırıma başladı bile. Örneğin, dünya genelinde 3 bin 200 yatak kapasiteli 42 huzurevi bulunan Avrupa’nın alanında liderlerinden Senior Assist Sağlık Grubu, Türkiye’de +60 yaşam evleri ile hizmet sunmaya başladı. Şirketin genel müdürü Mustafa Irgat, Türkiye’nin yaşlanmasıyla birlikte özellikle mimari, tekstil alanlarının yanı sıra, basit kullanımlı cep telefonları, büyük numaralı sabit telefon makineleri, televizyon kumandalrı gibi pek çok alanda yeni girişim fırsatları doğacağını söylüyor.




 



Uzakdoğu çaylarında fırsat var
Türkiye en fazla çay tüketen ülkeler arasında yer alıyor. Bu anlamda artık market raflarında çay çeşitlerinin arttığını görüyoruz. Örneğin, Vietnam’da özel yetiştirilen ve Lotus çiçeğinden yapılan Lotus çayı, kilo vermeye yardımcı olan Jasmine çayı akla ilk gelenler. Bu alanda büyük bir pazar ve girişim fırsatı söz konusu. İnternetten yapılacak bir araştırmayla siz de farklı çay çeşitlerini Türkiye pazarına sunabilirsiniz. Bunun son örneklerinden biri ise iki girişimcinin getirdiği ve belirli karışımlardan oluşan, adını Uzakdoğu felsefesinden alan ve anlamı ‘çaya giden yol’ olan Chado… Chado’da Vietnam, Çin, Hindistan, Kore, Japonya, Güney Afrika, Brezilya her bölgenin kendine özel çayları mevcut. Barış Çekin ve Tunç Berkman tarafından Türkiye’ye getirilen Chado Çay, Pappermoon’dan Backyard’a Pipa’dan Godiva mağazalarına kadar ünlü mekanlarda sunuluyor. Kısa zamanda piyasaya girmesine rağmen internetten ve özel mekanlarda satış yapılıyor. Çay dışında bu çayların özel cam demlikleri, mumları, bardaklarının da satışı yapılıyor. Barış Çekin, Chado’yu tüketen müşteri kitlesinin yüzde 80’ini kadınlar oluştururken son zamanlarda erkek müşteri kitlesinde de büyük bir artış olduğunu ifade ediyor. Fiyatlar paket olarak 15 TL ile 25 TL arasında değişiyor

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.